düşüncelerimi iki yüz seksen karakterden daha uzun olacak şekilde toparlamaya çalışmayalı o kadar uzun zaman oldu ki, şimdilik en iyi beklentim okuduklarınız sonrası suratınızda kekremsi bir ifade oluşmaması. ufkunuz doksan beş katına çıkar, gülerken düşünüp üstüne hah hah hayt diye bir daha gülerseniz de cabası. [uzatmasan diyorum cnm?]
***
yunan mitolojisi sevenlerin iyi bileceği, odyssea'da bahsedilen helios'un kızı, aiaie cadısı kirke'nin hikayesinin derinlerine iniyoruz fakat yazarın da bahsettiği gibi en sevdiği vakit geçirme biçimi kadınlara haddini bildirmek olan ozanların anlattığından çok farklı şekilde.
tanrılarla insanların hırs, intikam, şöhret ya da aşk gibi ortak paydalarda buluşup dünyanın düzenine şekil verdikleri [ya da çomak soktukları mı desek?] dönemlerde kirke'nin de olanlardan nasibini almaması düşünülemez tabii. kirke seviyor, üzülüyor, kızıyor, isyan ediyor, korumaya çalışıyor; biz okuyuculara da kirke'yle birlikte adanın kumsalında çıplak ayak yürümek, dikenlere takılmasın diye eteklerimizi toplamak, dokuma tezgahına hayallerimizi döşemek ve salondaki gümüş kenarlıklı koltukta oturup olanları izlemek kalıyor.
ithaki yayınları'ndan, 404 sayfa.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder